Kısa cevap: Spor ayakkabısı alırken önce ne yapacağınıza karar verin — koşu, ağırlık, saha sporu veya günlük yürüyüş için ayrı kalıplar var. Sonra ayağınızı akşamüstü, şiştiğinde ölçün; en uzun parmağınızın önünde bir başparmak genişliği boşluk bırakın; deneme yaparken kendi antrenman çorabınızı takın ve mağazada birkaç dakika yürüyün, hatta koşun. Ayağa "alışacak" ayakkabı almayın; ilk denemede rahat gelmeyen model üç hafta sonra da rahat gelmez. Benim yıllar içinde öğrendiğim en pahalı ders bu oldu.
Yıllarca "ben 43 numara giyerim" diye mağazaya girip kutuyu alıp çıktım. Sonra 10 kilometrelik bir koşudan sonra iki tırnağım morardı ve nedenini anlamadım. Meğer koşarken ayak öne kayıyor, parmaklar burna vuruyordu. Koşu ayakkabısında günlük numaradan yarım, bazen tam bir numara büyük almak normal. Marka kalıpları da birbirinden farklı; aynı numara bir markada bol, diğerinde dar gelebilir.
Ölçüm için basit bir yöntem kullanıyorum: duvara dayanmış bir kağıda basıp topuğu duvara yaslıyorum, en uzun parmağın hizasını işaretliyorum, iki ayağı da ölçüyorum. Ayaklar neredeyse hiç eşit değildir; büyük olana göre karar veriyorum. Sonra iç tabanı çıkarıp ayağımı üstüne koyuyorum — parmaklar ya da topuk tabanın dışına taşıyorsa o kalıp bana uymuyor demektir.
Ayakkabı seçiminin en kritik kısmı burası. Kullanım amacına göre taban yapısı tamamen değişiyor:
Tek bir ayakkabıyla her şeyi yapmak zorundaysanız, çapraz antrenman modeli en dengeli tercihtir; ama haftada üç günden fazla koşuyorsanız ayrı bir koşu ayakkabısı almanızı öneririm.
Islak ayakkabıyla kağıda basıp iz bakmak kaba ama işe yarar bir testtir. İzde ayağınızın iç kısmı neredeyse tamamen doluysa taban çökük (düztaban eğilimi), sadece ince bir şerit görünüyorsa yüksek kavisli ayağınız var demektir. Çökük tabanlı ayaklarda içe basma (aşırı pronasyon) daha sık görülür ve destekli modeller rahat eder; yüksek kavisli ayaklarda nötr, iyi yastıklamalı modeller daha uygundur.
Eski ayakkabınızın taban aşınmasına bakmak da bedava bilgi verir. Dış kenardan aşınıyorsa dışa, iç kenardan aşınıyorsa içe basıyorsunuz. Ben eski koşu ayakkabılarımı bu yüzden atmadan önce fotoğraflıyorum.
Koşu ayakkabılarında ortalama ömür 500-800 km civarında dolaşır; kişiye, kiloya ve zemine göre değişir. Ama takvimden çok vücuda güvenin. Bende değişim sinyalleri şöyle geliyor: koşu sonrası diz veya baldırda daha önce olmayan bir sızı, tabanın "ölü" gibi hissedilmesi, dış tabanda düzleşmiş bölgeler, ayakkabıyı düz zemine koyunca yana yatması. Egzersiz sonrası kas ağrısı doğaldır ama eklem düzeyinde tekrarlayan rahatsızlık genelde ayakkabıyı işaret eder.
Bir şeyi de not düşeyim: yeni ayakkabıyla ilk gün uzun mesafeye çıkmayın. Ben yeni çifti bir hafta kısa koşularda ve yürüyüşlerde deneyip sonra uzun antrenmana sokuyorum. Eski çifti de tamamen atmayıp yedek olarak dönüşümlü kullanmak taban köpüğünün toparlanmasına zaman tanıyor.
Fiyat ile uygunluk arasında doğrudan bir bağ yok. Orta segmentte ayağıma tam oturan bir model, üst segmentte oturmayan modelden her zaman iyidir. Karbon plakalı yarış modelleri, minimalist "çıplak ayak" tasarımları veya aşırı kalın tabanlı modeller belirli amaçlar için üretilmiştir; genel antrenman için gerekli değildir. Geçen sezonun modelleri indirime girdiğinde almak en mantıklı hareket — kalıp aynı kalıyor, sadece renk değişiyor.