Kısa cevap: Sporcu cilt bakımı aslında üç şeyden oluşuyor: antrenmandan sonra en geç 20-30 dakika içinde teri ciltten uzaklaştırmak, cildin doğal yağ bariyerini soymayan yumuşak bir temizleyici kullanmak ve nemlendirmeyi asla atlamamak. Ben yıllarca "nasılsa terliyorum, cildim temizleniyor" diye düşündüm; sırtımda ve alnımda çıkan inatçı sivilceler bunun tam tersi olduğunu öğretti. Ter kendi başına zararsız, sorun terin kir, ölü deri ve bakteriyle birlikte deri üzerinde saatlerce beklemesi.
Ter, cildinizin yüzeyinde bir tür besleyici film oluşturuyor. Sıcak, nemli ve tuzlu bir ortam bakteriler için ideal. Sıkı bir sporcu sütyeni, sırt çantası askısı ya da pamuklu bir tişörtün sürtündüğü yerlerde bu ortam bir de kapatılıyor. Ben spor salonundan çıkıp arabayla 40 dakika yol gidiyordum, sonra ıslak tişörtle evde bir şeyler yiyordum. O dönem sırtımdaki sivilceleri hiçbir kremle çözemedim, çünkü sorun kremde değil zamanlamadaydı.
Bir diğer nokta, terin pH'ı. Cildin doğal asit mantosu hafif asidiktir. Yoğun terleme ve üzerine sert, köpüklü bir sabun eklenince bu denge bozuluyor; cilt kurudukça daha fazla yağ üretiyor, gözenekler tıkanıyor. Yani cildi "çok temizlemek" de sivilceyi artırabiliyor. Bunu fark edene kadar iki kez daha fazla yıkanarak sorunu büyüttüm.
Öncesinde ne kadar az ürün, o kadar iyi. Ağır makyaj, kalın güneş kremi ya da yoğun vücut yağı, terle karışıp gözenek tıkayıcıya dönüşüyor. Sabah antrenmanına giderken sadece ılık suyla yüzümü yıkıyorum. Açık havada koşacaksam güneş korumasını atlamıyorum ama "jel dokulu, mat bitişli" tipleri tercih ediyorum; terle birlikte gözüme akmaması pratikte en önemli kriter.
Saç bandı ve havlu konusu da küçük görünüp büyük fark yaratıyor. Antrenman sırasında yüzünüzü elinizle silmek, ekipmandaki bakteriyi doğrudan cildinize taşımak demek. Ben spor çantamda her zaman iki temiz küçük havlu taşıyorum: biri ekipman için, biri yüz için. Karıştırmamak için renklerini bile farklı seçtim.
Rutinim şöyle işliyor:
Duş alamayacağım günler için çantada alkolsüz, mikrobiyal yükü azaltan temizleme mendilleri bulunduruyorum. Duşun yerini tutmaz ama teri ciltte bekletmekten kesinlikle iyidir.
| Bölge | Sık sorun | Benim çözümüm |
|---|---|---|
| Alın, saç çizgisi | Küçük tıkanmış gözenekler | Saç bandını her antrenman sonrası yıkamak, saç ürünlerini alından uzak tutmak |
| Sırt ve göğüs | İnatçı sivilceler | Duşta bu bölgeye özel süre ayırmak, nefes alan teknik kumaş giymek |
| Uyluk içi, koltuk altı | Sürtünme, kızarıklık | Uzun sıkı şort veya sürtünme önleyici balsam, kuru tutmak |
| Ayaklar | Mantar, kötü koku | Ayak parmak aralarını iyice kurulamak, ayakkabıyı havalandırmak, çorabı her gün değiştirmek |
Cilt rutinim mükemmelken bile sorunum tam bitmemişti; sebep spor çantamdaki kıyafetlerdi. Islak tişörtü çantada bekletmek bakteri için kuluçka makinesi. Şimdi ayrı bir file torbada taşıyıp eve varır varmaz makineye atıyorum. Yumuşatıcıyı teknik kumaşlarda kullanmıyorum, hem nefes alma özelliğini azaltıyor hem kokuyu içine hapsediyor. Yoga matımı da her kullanımdan sonra siliyorum; yüzünüzün doğrudan temas ettiği bir yüzeyi ihmal etmenin bedelini çene hattında ödüyorsunuz.
Cilt, vücudun geri kalanından bağımsız çalışmıyor. Yeterli su içmediğim dönemlerde cildim hem kuru hem yağlı bir gariplikte oluyor. Uyku düzeni bozulduğunda iyileşme yavaşlıyor, bu sadece kas için değil cilt için de geçerli. Protein ve genel beslenme dengesi, deri yenilenmesinin hammaddesi. Yoğun antrenman dönemlerinde stres hormonlarının artması da cildi etkiliyor; toparlanma günlerini programa yazmak, cilt açısından da bir bakım adımı sayılır.